Pazartesi, Ocak 18, 2021

Bir kavga manifestosuydu Armanc…

Okumalısınız

Kapitalizmde asgari ücret nedir ve kimlere verilir?

Kemal SOBE Asgari ücret kapitalizmin üretici güçlere ödediği açlıktan ölmeme ücretidir. Asgari ücret insanca yaşam için gerekli bir miktar olmayıp,...

Özsavunma savaşı varlık savaşıdır

Tekoşin TOPRAK Öz savunma bilinci olmayan ya da zayıf kılınan, enerji taşıyan her maddede olup kendisi olmaktan çıkan, duyguların ruhu,...

Gençlik yürürse faşizmi yıkar

Selahattin ERDEM Genç eylemciler yine antifaşist mücadeleye hoş gelmişlerdir. Boğaziçi Üniversitesi gençliğinin direnişi sanki bir kıvılcım gibidir. Gerçekten de Mahir,...

Yüreğindeki sevgiyi ve zihnindeki kavgayı destanlaştırdığı Botan topraklarında binlerce direniş öyküsüne tanık olur Armanc, tüm savaşçılarının ve yoldaşlarının deyimiyle kavga manifestosudur.

“Soluk soluğa bir hayat, anlamın adaletinde damıtılan bir yaşam hikayesi.

Kim Armanc’ı düşünürse zihninde bir ülke imgeleşir.

Bir insan başka insanların ülkesi olabilir mi?

Bir insan bir ülke kadar sevilebilir mi?

Sürgün yürekler Armanc ile ülkeleşiyordu.

Armanc yoldaşları için ülkeydi.

Yani “welat” ile dile getirilen tüm toplumsal aidiyetlerin toplamı.

Ülke onun yoldaşlığıydı.

Mücadele, kendi kökünden kopmama,

Mücadele ruhunu sürekli yenileme, pes etmeme,

İnançsız düşmeme, bağlılıklarını büyütme…

Kavga, kavga, kavga yani… “

‘Sevgi ve öfke olmazsa insan devrimci olamaz’ diye yazmıştı günlüğüne Armanc Goşkar (Suna Kızılkaya). Sevgilerini ve öfkelerini böyle taşıyan ve bu duyguların böyle güzelleştirdiği az insan vardır. Verili olana isyan eden, reddetmenin en soylu halini yaşayan devrimci bir kadın Armanc. Sevgiye yeniden tanım yaratıyor gerilla dağlarda. Dağlardan bir şeyler katıyor mayasına. Başka yerlerde böyle derinden, böyle içten, böyle karşılıksız bir sevgi var mı? Oysa sevmek çıkarsız, her şeyiyle, zorluklar içinde, emek vere vere, kavga ede ede, tüm gerçeğiyle bir insanı hayatın, kavganın her alanında tanıya tanıya oluyor.

LİSE YILLARINDA PKK İLE TANIŞTI

Yoldaşlarına karşı büyük sevgi ve özgürlük ezgisiyle, düşmanına karşı ise büyük öfke ve intikam duyguları ile güzelleşen, güzelleştikçe devrimcileşen ve komutanlaşan Armanc Goşkar şehadetinden önce bıraktığı yazılarında yaşam öyküsünü şöyle anlatıyor: “1975 yılında Varto’nun Onpınar köyünde doğdum. Maddi durumu iyi olan, Alevi ve sol değerlerin hakim olduğu bir aile ortamında büyüdüm. Ortaokula kadar köyde okudum, liseyi Mersin’de, üniversiteyi Samsun’da okudum.

Ulusal bilincin olmadığı bu ortamda Kürtlük kimliğinden habersiz, daha çok sosyalizm değerleriyle büyüdüm. Lise yıllarında öğrenci yurtsever gençlikle tanışmamla birlikte Kürt ve Kürdistan gerçekliğiyle, dolayısıyla PKK gerçeğiyle tanıştım. Bu süreçte Diyarbakır zindan direnişlerine dair kitaplar okudum ve bu direnişler bende ciddi bir etki yarattı. Yine etkilendiğim bir diğer yan PKK içindeki kadın gerillacılığıydı. Alevi bir ortamda yetişmekten kaynaklı çok kaba baskılar yaşamadım, görece rahat da büyüdüm. Ancak yaşamın her alanında kadına dair küçümseyici, aşağılayıcı, ötekileştiren yaklaşımları da görüyor, fark ediyor ve buna içsel bir tepki duyuyordum.

Çok derinlikli anlama olmasa da bir kadın olmaktan kaynaklı öz benliğimi ve kişisel gururumu yaralıyordu bu durum. Yine diğer halkların devrim deneyimlerini okumanın yarattığı romantik devrimcilik ve gerilla savaşlarına karşı gelişen büyük sempatim de vardı. PKK’de kadının gerilla olması, savaşması, özgürce yaşaması beni cezbediyordu. Bütün bu etkilenmeler bir araya gelince PKK’ye katıldım.”

EĞİTİM İÇİN SURİYE’YE GEÇTİ

PKK’ye katılımından sonra eğitim görmek için Suriye’ye geçen Armanc Goşkar, mücadele hayatı boyunca üzerinde yürüyeceği güçlü devrimci temeller atar burada. Devrimci bir kadın olarak hep karşısında büyük minnet ve vefa borcu hissettiği Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a karşı yoğunlaşmalarını şöyle dile getirir: “Önderliğin sorunları ele alış tarzı, yaşam tarzı, kadınla arkadaşlığı beni etkiliyordu. Ancak Önderliğin tarihsel ve mücadele açısından ifade ettiği anlamı kavramaktan uzaktım.

Önderlik Sahası örgüt gerçeğimizle, sorunlarla ilk ve çok şiddetli karşılaştığım bir sahaydı. Önderliğin yaklaşımları, çözümlemeleri, sorunları ele alış yöntemleri, insan yaklaşımı bir yandan da güven ve umut veriyordu bana. Ülkeye geldikten sonra yaşadığımız sorunları gördükçe Önderliği daha derin anlamaya, hissetmeye başladım. Ve zaman ilerledikçe Önderliğin bu örgüt için, mücadele için, tek tek militanlar için de ifade ettiğini daha derin anlıyordum.”

SARA GİBİ KAVGACI, KEMAL GİBİ DOBRAYDI ARMANC…

Önderlik sahasında gördüğü eğitimlerden sonra gerillacılık özlemi ve hayatı boyunca peşinden gitmeyi asla bırakmayacağı özgürlük hayallerinin izinde, ülkeye gelir Armanc. İdeolojik alandan eğitim sahalarına, gerillacılıktan komutanlığa, Zagroslardan Botan’a ülkenin birçok yerinde ve özgürlük hareketinin verdiği birçok görevde yer alır. Gittiği her yerde arayışın, sevginin ve kavganın ismi olur. Bu yüzden kavgacılığıyla Saralara, açık sözlülüğü ve dobralığıyla Kemal Pir’lere benzetilir Armanc. Ondaki her arayış köleliğin mahkum edilmesi, her kavga özgürlüğün bir kazanımıydı.

Bu yüzden yazdığı her yazıda, söylediği türkülerde ve şiirlerinde mutlaka hep kavga vardı: “Kölelik gerçeği, ya da bu zihniyetten kopmak sandığımdan daha derin ve zor bir savaşımı gerektiriyor. Düşüncede koptuğunu sandığın anda, duyguda belirlendiğini görüyorsun, duyguda aştığında davranışta kopmadığını görüyorsun. Bu nedenle kaba retlerle, tepkilerle ya da niyetlerle aşılamayacak denli karmaşık bir durum. Bir sistemi aşamadın mı tüm niyetlerden bağımsız ona tabii olursun. Bu konuda bir kadın militan olarak ciddi yoğunlaşmalar yaşadığımı ve Önderliğin paradigmasının yaşamsallaşmasının egemen erkekliği ve köle kadınlığı aşmaktan geçtiğini biliyorum. Kişiliğimdeki özgürleşmeyen, köle ve egemen sistemi temsil eden özelliklere karşı daha radikal ve sürekli bir mücadele verme konusunda da daha iddialıyım.”

GİTMELİYİM ŞİMDİ…

Kavganın destanlaştığı topraklar Botan’dı onun için. Yürüyüşün orada tamamlanacağını, gitmezse sanki hep eksik kalacağını söyledi. “Botan’ı kurtarmaya mı gidiyorsun?  diye soranlara, “Ruhumu kurtarmaya gidiyorum” dedi ve ruhunu özgürleştireceğine inandığı topraklara yol alırken şunları kaleme almıştı: “Gitmeliyim şimdi. Özleminizin dayanılmazlığını bile bile sizden uzaklaşmalıyım. Sevdiklerimden daha uzağa gitmeliyim. Sevgileri zamanın sınavlarına bırakıp devam etmeliyim şimdi. Bir daha ki buluşma için ceplerimi onlar için onların hatırına yaşanmışlarla doldurmalıyım. Tepesine akların kimseye söylemeden gizlice düştüğü gövdede taşıdığım yaramaz çocuğu, hep bir şeyler isteyen çocuğu, deli olanı dinlemeliyim.

Şimdi gülü ve dikeni, ölümü ve yaşamı, beraber olma ve ayrılığı ayırmıyor, bu dünyada ne varsa kucaklamak istiyor. Sevinip acı çekmek, daha çok özleyip özlenmek istiyor. Bir doğumda ölen annesinin, bir kavgada ölen babasının, ülkesinden uzaklara savrulan sevgilerinin ser sebebi olarak tanıdığı, öyle büyüdüğü, öfkeler biriktirdiği düşmanı ile göğüs göğse gelmek istiyor. Onunla savaşmak kendisinden çalınan bütün zamanlarını geri getirmek istiyor. Hikayeleri ile büyüdüğü çocukluğunun kahramanları gibi olmak için şimdi yollara düşmek istiyor. Onu dinlemeliyim çünkü haklı. İstediklerinin yanlışlığına, haksızlığına dair tek bir sebep bulamıyorum. Bir de bekleyenler… Bekleyenlere kavuşmak için…Sevgilerimin devleşmiş halini görmek ve kendimi büyütmek istiyorum belki de. Bu yüzden gitmeliyim şimdi.”

Yüreğindeki sevgiyi ve zihnindeki kavgayı destanlaştırdığı Botan topraklarında onlarca, binlerce direniş öyküsüne tanık olur Armanc. Ve yine destanlar yazar kendi ömrünün hikayesinde. Zaferleri, acıları, hüzünleri ve kahkahaları olur. Ama her ne olursa olsun Kürdistanlı bir komutan olmanın devrimci gururuyla hiçbir zaman baş eğmez zalimin zulmüne. Tüm başarıların arkasında kavga inancı, yine tüm yenilgilerinin ardından kavga yemini vardır onda. Bu yüzden şehadetiyle de bir çizgidir artık Armanc, tüm savaşçılarının ve yoldaşlarının deyimiyle kavga manifestosudur.

- Advertisement -

En Çok Okunanlar

Gerilla TV’den yeni eylem görüntüsü

HPG Basın İrtibat Merkezi, eyleme ilişkin şu açıklamayı yapmıştı: "Şehit Bager ve Şehit Ronya Devrimci Hamlesi kapsamında güçlerimiz, 1 Haziran...

Gerilla TV yeni eylem görüntüsü yayınladı

HPG Basın İrtibat Merkezi, eyleme ilişkin yaptığı açıklamada şunları belirtmişti: "Medya Savunma Alanları’ndan Heftanin bölgesinde devam etmekte olan Cenga Heftanin...

Halk Savunma Merkezi Karargah Komutanlığı: 1005 işgalci Türk askeri cezalandırıldı

Halk Savunma Merkezi Karargah Komutanlığı, 2020 yılı savaş bilançosunu açıkladı. Gerilla güçlerinin gerçekleştirdiği eylemlerde 9’u rütbeli olmak üzere 1005...

YPS Şehit Mazlum Tekdağ Misilleme Timi’nden polislere yönelik sabotaj eylemi

YPS Şehit Mazlum Tekdağ Misilleme Timi ‘’Özgürlüğü Sağlama Hamlesi’’ kapsamında, yol kontrolü yapan polislere yönelik sabotaj eylemi gerçekleştirdiğini duyurdu. https://videopress.com/v/MiEE0gwQ?preloadContent=metadata Eyleme...

Furuğ’u hatırlamak ve ‘beşiklerin utançtan mezara sığındığı’ günler

Savaşlar ve kan yatağının ortasında; çocuk bedenini lime lime tartışan ve erkeklik pazarına süren bu zamanlarda hatırlamalı en çok Furuğ...

Ateşin Çocukları İnisiyatifi’nden Rize’de eylem

Ateşin Çocukları İnsiyatifi yazılı bir açıklama yaparak gerçekleştidiği yakma olaylarına ilişkin bilgi verdi. Ateşin Çocukları’nın “Çete başı Erdoğan’ın memleketi...

En Son Paylaşılanlar

- Advertisement -